MESLEK SEÇIMI

Bireyin yetkinlikleri ile yapacağı işin gerektirdiği yetkinliklerin uyum sağlaması çok önemlidir. Bireylerin yetkinlikleri kısmen kişilik özellikleri, kısmen aldıkları eğitim, kısmen de kazandıkları deneyimler ile şekillenir. Kişiliğin değişmez (örneğin mizaç) ya da çok az gelişme gösteren (örneğin IQ) dışındaki faktörlere bağlı olan pek çok yetkinlik, zaman içerisinde geliştirilebilir. Ancak günümüzdeki eğitim sistemi, büyük ölçüde zihinsel yeteneğe dayandığından IQ, formal eğitim açısından sınırlayıcı bir özelliktir.

 

Eğitimin temel amaçlarından biri de, bireyleri gelecekteki çalışma yaşamına hazırlamaktır. Ancak günümüzdeki eğitim sisteminin bireyleri çalışma yaşamına hazırladığı söylenemez. Bu konuda yaygın anlayış, üniversite eğitimi olmadan iş yaşamında başarı kazanmanın çok zor olduğu yönündedir. Bu yüzden meslek liselerine gerekli önem verilmemekte, çoğu genç genel liselere yönelerek tüm umudunu üniversite sınavlarını kazanmaya bağlamaktadır.

Eğitim sistemimizin büyük ölçüde zihinsel yeteneklere dayanması, daha liseye başlamadan önce bireyin üniversiteyi kazanma olasılığı hakkında kaba da olsa bir fikir vermektedir. Lise eğitimi öncesi yapılacak zihinsel yetenek testleri öğrencinin üniversiteyi kazanma olasılığı hakkında oldukça geçerli sonuçlar vermesine rağmen, eğitim sistemimizde böyle bir uygulama bulunmamaktadır. Kaldı ki test sonuçlarının üniversiteyi kazanma olasılığının oldukça düşük olduğunu göstermesi sonucunu bireyden önce ailesi ve yakınları kabul etmeme eğilimini gösterir.

Testlerden böyle bir sonuç alınması halinde, bireye diğer yetenek testleri ve ilgi testi uygulanarak bireyin yetenekleri ve ilgisine uygun olarak meslek lisesi eğitimine yönlendirilmesi en sağlıklı yoldur. Çalışma yaşamında başarı kazanılmasının formal eğitim yanında özellikle duygusal yeterliliklere dayalı yetkinliklere bağlı olduğu göz önünde bulundurulursa bu yol birey için de en sağlıklı çözümdür.

Bireyin meslek lisesi eğitimine yönlendirilmesi, gerek testlerin uygulanması, gerekse meslekler hakında bilgi sahibi olması yönüyle konusunda uzman kişiler tarafından yapılmalıdır. Günümüzde rehber öğretmenler bu role en yatkın kişiler olarak görünmektedir. Ancak bu kişilerin gerek test uygulamaları, gerekse meslekler konusunda eğitim almış olmalarının gereği ortadadır. Çünkü bu kişilerin öğrenci hakkındaki tavsiyelerine uyulması halinde bireyin meslek seçimi de yapılmış olacaktır.

İş yaşamında bazı meslekler için üniversite eğitimi almak zorunludur. Genellikle fen bilimleri alanındaki meslekler (Tıp doktorluğu, mühendislik vb.) ile bazı sosyal bilimler alanındaki meslekler (avukat, hakim) dışında birçok meslek, bireyin yetkinliklerine paralel olarak seçilebilir. Ancak bir üniversite eğitimi alınacaksa, bunun da bireyin gelecekte çalışacağı meslekle ilgili olması, bireye iş yaşamında birçok avantaj sağlar. Bunun başında da mesleğin gerektirdiği yetkinliklerin “bilgi” boyutu hakkında iyi bir başlangıç yapılmış olması gelir. Dolayısı ile üniversite ve bölüm seçimi,  meslek seçimi ile paralel olarak yapılmalıdır.

Lise eğitimi döneminde girilen çeşitli deneme sınavları, devam edilebilecek üniversite ve bölümler konusunda bireye oldukça gerçekçi bir fikir verir. Bu aşamada bireye düşen, kişilik ve ilgi testlerini1 alarak kişiliğinin hangi mesleklere uygun olduğunu ve ne tür işlere ilgi duyduğunu gerçekçi olarak belirlemektir. Bu konuda bireylerin kendi kendilerine uygulayabilecekleri bazı araçlar geliştirilmiştir. Bunlardan “Kendini Değerlendirme Envanteri” bireyin yetenek, ilgi ve değerlerini kendi kendine değerlendirebileceği bir araç olarak lise son sınıf öğrencilerine yönelik olarak tasarlanmıştır2. Bireylerin böyle bir değerlendirme yaptıktan sonra kendilerine uygun üniversite ve bölüm seçmelerini öneririm.

Lise seçiminde olduğu gibi birey, üniversite ve bölüm seçimlerinde de ailesinin ve yakın çevresinin etkisinde kalmakta, gerçekte ilgi duymadığı bir meslekle ilgili bölümleri seçebilmektedir. Mezun olduğunda ise aldığı eğitim ile ilgisiz mesleklerde çalışabilmektedir. Bu durumda alınan üniversite eğitiminin bireyin genel kültürünü artırmak dışında yaptığı işe çok fazla katkısının olmayacağı açıktır.

Bireyin üniversiteyi kazanamaması ya da aldığı eğitim dışında bir meslekte çalışmak istemesi durumunda meslek seçimi yine gündeme gelecektir. Bu durumda birey, önce bireysel vizyonunu (ne istiyorum?), daha sonra yetkinliklerinin3 neler olduğunu (nelere sahibim?) ortaya koymalıdır. Bu aşamadan sonra mevcut yetkinlikleri ile yapabileceği meslekleri belirlemeli, onlar arasından ilgi duyma sırasına göre seçimini yapmalıdır. Son olarak seçeceği mesleğin çalışma koşullarının kişilik özelliklerine, yetkinliklerine ve kişisel hedeflerine uygunluğunu gözden geçirmelidir.

Bireyin sağlıklı bir meslek seçimi yapabilmesi için iki ana grup veriye ihtiyacı vardır. Birincisi bireyin kendisine ait bilgileridir. Bunlardan bazıları için (kişilik özellikleri, yetkinlikleri vb.) bireyin çeşitli testler ve uzman görüşü alması gerekebilir. Bazılarını (bireysel vizyon, kişisel hedefler vb.) ise birey kendisi oluşturmalıdır.

Meslek seçimi için gereken ikinci bilgi grubu ise, mesleklere ilişkin bilgilerdir. Birey her bir mesleğin genel çalışma koşulları, çalışma olanakları ve getirileri, mesleğe başlangıç için ve yükselmek için gerekli yetkinlikler, kariyer olanakları ve mesleğin geleceği ile ilgili bilgi sahibi olmalıdır. Ne yazık ki ülkemizde bu konuda bireyin başvurabileceği kapsamlı bir referans doküman bulunmamaktadır. Bu durumda birey yukarıda belirtilen bilgileri, varsa ilgili meslek kuruluşlarından elde edeceği dokümanlardan, mesleki yayınlardan ve o meslekteki deneyimli kişilerle yapacağı görüşmelerden derleyecektir.

Meslek seçiminin doğru yapılması için önerdiğimiz yöntemler, çoğu insanın gözünü korkutabilir. Ancak belirli bir meslek seçildikten sonra çalışma alanları, o meslekle ilgili olarak sınırlanmaktadır. Çalışma yaşamına başladıktan sonra meslek değiştirmek mümkün ise de, çoğu durumda kazanılan deneyim ve yetkinlikler, diğer bir meslekte işe yaramamakta, yeni meslek için “sil baştan” deneyim ve yetkinlik kazanılması gerekmektedir. Bunun ise zaman kaybı olduğu açıktır. Diğer yandan kişinin istemediği ya da kişilik özelliklerine uygun olmayan bir meslekte çalışması, iş doyumunu olumsuz yönde etkiler. İş doyumunun da yaşam doyumunun önemli unsuru olduğunu daha önce belirtmiştim.

Sonuç olarak bireyler geleceklerini ve yaşam doyumunu önemli ölçüde etkileyen meslek seçimini doğru bir şekilde yapmak zorundadırlar. Bu seçimin çalışma yaşamına, hatta eğitime başlamadan önce yapılması önerilirse de, yanlış bir seçimi değiştirmek için hiçbir zaman, “geç” değildir.

Dipnotlar

1 Ülkemizde kişilik testleri yapan firmalar varsa da ilgi testleri yeterince uygulama alanı bulamamıştır. Oysa A.B.D.nin önemli şehirlerinde lise ve üniversitelerin kariyer danışma merkezlerinde bu testler yaygın olarak kullanılmaktadır. Şehnaz Uyarer, Kariyer Yönetimi, İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 1989, s.61.

2 Yıldız Kuzgun, Kendi Yolunu Kendin Bul, Röportaj, Kariyer Dünyası, Mayıs 1998, s-108-109.

3 Genel olarak yetkinlikler, mükemmel performansın elde edilmesinde ayırdedici olan “bilgi, beceri ve tutum”ları kapsayan gözlemlenebilir davranışlarıdır. (Yalçın İpbüken, Değer Yaratan İnsan kaynakları İ.d.e.a. Görüşü, İnsan Kaynakları Konferansı, 2000, s.5.) Bireyin herhangi bir konuda bilgi ve becerisinin olması yetmemekte, bunları davranışa dönüştürebilmesi, hayata geçirebilmesi gerekmektedir. Örneğin çalışma yaşamında önemli yetkinliklerden biri olan “iletişim”in ilkeleri hakkında birey bilgi sahibi olabilir, kişilik özellikleri olarak dışa dönük bir yapıya  ve bu konuda gerekli beceriye de sahip olabilir. Ancak birey bu bilgi ve becerisini iş ilişkilerinde davranış olarak sergileyemiyorsa, bu bireyin iletişim konusunda yetkin olduğunu söyleyemeyiz.

 

 

KROKİ

  

İLETİŞİM

Şemsettin Günaltay cad. No:87 / 11 Suadiye/İSTANBUL 

  • Tel: 0216 380 02 97
  • Email: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
  • Web: www.mcozden.com