TELE-ÇALIŞMA

Tele-çalışma üzerindeki görüşlerimi belirtmeden önce, esnek çalışma, evden çalışma ve tele-çalışma arasındaki ilişkiler ve farklara değinmek istiyorum.

Esnek çalışma dendiği zaman, kitle üretimi sistemine uygun olarak tam-zamanlı çalışma (yani günün belirli saatlerinde sürekli çalışma)nın alternatifi olan çalışma modelleri kasdedilmektedir. Bu bağlamda esnek çalışma oldukça geniş kapsamlıdır : Belirli süreli, geçici çalışma, kısmi çalışma saatleri ile (part-time) çalışma, esnek çalışma saatleri, sıkıştırılmış iş günleri/haftaları/ayları, iş paylaşımı, evden çalışma, tele-çalışma.... Liste uzayıp gidiyor ve yakın gelecekte bunlara yenilerinin de eklenmesi kaçınılmaz... Üstelik yukarıda sadece ana başlık olarak belirttiğim her bir esnek çalışma modelinin uygulama bazında farklılaşan daha bir çok türü var...

Bu çerçeveden bakıldığında tele-çalışma, karşımıza bir esnek çalışma modeli olarak çıkıyor... Ancak tele-çalışmanın tanımı üzerinde, literatürde bile üzerinde uzlaşılmış bir fikir birliği yok... Genel kabul edilen ilkelere göre tele çalışma, işin, ofis/işyeri dışında yapıldığı ve sonuçların ofis/işyerine elektronik ortamda aktarıldığı bir çalışma biçimi olarak algılanıyor. Bu bağlamda, işin evden yapılması gerekmiyor. 

Tele-çalışma ile evde çalışma, birbiriyle çok ilintili olmasına rağmen, birbiriyle sıkça karıştırılan, hatta literatürde bile birbirinin yerine kullanılan  kavramlar olarak karşımıza çıkıyor... Oysa her iki çalışma türünün konsepti birbirinden farklı... Tele-çalışma, işyeri dışında üretilen iş sonuçlarının elektronik ortamda işyerine iletilmesi ile ilgili, evde çalışma ise işin evde yapılması ile ilişkilidir. Çoğu zaman tele-çalışma, evde çalışma ile birlikte gerçekleşir, ancak bunların birlikte olması zorunlu değildir. Bunu, bir örnekle açıklayayım : Bir satış temsilcisi düşünün, çalışma zamanının büyük bir bölümünü (hatta tamamını) ofis dışında geçiriyor olsun. Aldığı siparişleri ve müşterilerle yaptığı görüşmeleri de günlük raporlar ile işyeri merkezine elektronik ortamda  mail ile (hatta şirketin ana bilgisayar sistemine doğrudan erişim ile) aktarıyor olsun. Bu satış temsilcisinin çalışma biçimi tele-çalışmadır, ama evde çalışma değildir. Birde şöyle bir varsayım yapalım : Bir köyde el sanatlarını değerlendiren bir kooperatif var... Bu kooperatif, köydeki kadınlara işleyecekleri malzemeleri dağıtıyor, kadınlar bu malzemeleri kullanarak evlerinde üretim yapıyor ve belirli bir süre sonra kooperatif ürünleri evlerden toplayarak yeni malzemeleri dağıtıyor, ürünlerin karşılığı olan ücreti de köylü kadınlara veriyor... Bu örnekte de çalışma biçimi evde çalışmadır ama bunun tele-çalışma ile bir ilişkisi yoktur. Sanırım bu örnekler ile evde çalışma ile tele çalışma arasındaki farklar anlaşılmıştır.

Tüm bu konsept farklılıklarına rağmen (ki bu iki kavramın birbirlerine karıştırılma nedeni de budur) tele-çalışma ile evde çalışma birlikte yürütülmektedir. Aslında evde çalışmanın son yıllarda giderek artmasının en büyük nedeni, işlerin bilişim teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak tele-çalışma ile evden yapılabilmesidir. Gerçekten de bilişim teknolojisindeki gelişmeler, daha önce işyerinde yapılan bir çok işin tele-çalışma ile evden de yapılmasına olanak veriyor. Nitekim gelişmiş ülkelerde bu tür çalışanların oranı giderek artıyor ve çalışanların önemli bir bölümünü oluşturmaya başlıyor. ( Elimde bu konuda çok sayıda kaynak olmasına rağmen, bu yazım bilimsel bir makale olmadığı için,  konu ile ilgili istatistikleri ve kaynakçalarını belirtmiyorum. Zaten maillere verdiğim cevaplarda, olabildiğince daha önce okuduklarımdan aklımda kalanları kendi yorumlarımı da katarak kısa sürede aktarmaya çalışyorum. Aksi taktirde bunları aktarmam çok daha uzun süre alırdı...)

Bu tür çalışma türü ile ilgili literatürde bir çok avantaj ve dezavantaj belirtiliyor. Ben aklımda kalanları ve yaşadıklarımı (20 ay kadar bu çalışma türünü kullandım) aktarmaya çalışacağım :

Avantajları :

* İşyeri açısından :

- Esnek üretime olanak vermesi : İhtiyaç duyulduğu anda artan iş talepleri, tele-çalışma ile dışarıdan karşılanabiliyor.

- Outsourcing olarak yararlanılması : Tele-çalışmadan, bir outsourcing yöntemi olarak da yararlanılabiliyor.

- Personel maliyetlerini düşürmesi : tele-çalışma ile iş proje bazında ve sonuç odaklı  verildiği için, çoğu zaman personel maliyetlerinde düşüş sağlanıyor.

- İşyeri işletim giderlerini düşürmesi : İşyerinde personel çalıştırmaya bağlı olan (kira, ofis ekipmanları, elektrik, su, ulaşım, yemek,sağlık vb.) bir çok masraf kaleminde düşüş sağlanıyor.

* Çalışan açısından

- Esnek çalışma saatleri : Kişi çalışma saatlerini kendi ihtiyaçlarına göre ayarlayabiliyor (isterse gecenin bir yarısına kadar çalışıp, gündüzleri uyuyabiliyor:))

- Serbest iş kıyafetleri : Kişi istediği kıyafetle çalışabiliyor (mevsime göre şort, ya da eşofman :))

- Performans odaklılık : Kişi performansı ölçütünde iş sonuçları elde ediyor ve karşılığını alıyor.

- Bireysel maliyetlerde düşüş : Eğer firma tarafından karşılanmıyorsa, ulaşım, yemek ve iyi giyinme zorunluluğundan kaynaklanan giyim masrafları azalıyor.

Dezavantajları :

* İşyeri açısından :

- İş ve kalite sürekliliği : Bazen firmalar istenen nitelikte iş üretebilecek kişileri bulmakta zorluk çekebiliyor, bu da işin sürekliliğine yada kalitesine olumsuz etkide bulunabiliyor.

- Kurumsal bağlılık : Bu tür çalışanlardan herhangi bir kurumsal bağlılık beklemek olanaksız, bu da bu tür çalışanların daha iyi koşullarda kısa sürede başka işlere geçmesine yol açabiliyor. Bu tür çalışmalar, kurum kültürünü de olumsuz yönde etkileyebiliyor.

- Bilgi yönetiminde zaafiyet : Bu tür çalışma, örgütsel öğrenmeyi azaltıyor, bu yüzden firmaların temel yetkinlikleri ile ilgili alanlarda bu tür çalışma türünden kaçınılması öneriliyor.

* Çalışan açısından :

- İş güvenliğinin az olması : Tüm esnek çalışma modellerinde olduğu gibi bu tür çalışmada iş güvenliği çok az, performans her zaman istenen düzeyde olmayabiliyor.

- Yaşam düzeninin bozulması : Çalışma saatlerinin esnekliği çok abartıldığında, bireyin doğal bio-ritminin dışında bir çalışma ve yaşam düzeyine geçilebiliyor.

- Sosyal uyumsuzluk : Eğer çalışan, başka şekillerde alternatifler bulmamışsa işyerindeki sosyal paylaşımın bulunmaması sonucu yabancılaşma, bu tür çalışmanın en büyük dezavantajı olarak görülüyor. (Bununla birlikte, bazı kişilerin kişilik özellikleri itibariyle ekip çalışmasından ziyade, tek başına çalışmaya daha uygun olduklarını ve bunların bu tür sorunları daha az yaşadıklarını gözardı etmemek gerekir. Nitekim bu tür çalışma da en çok bu tür kişilik özelliklerine sahip olanlar tarafından tercih edilmektedir.)

Yukarıda belirttiklerim, deyim yerinde ise "kişisel beyin fırtınası" sonucunda ilk elde aklıma gelenler... Kuşkusuz araştırma yapılarak ve üzerinde daha detaylı olarak düşünülerek yazılan bir yazı bundan çok daha yararlı olacaktır. Ama daha fazla "geç olmadan..." diyerek  bunları sizlerle paylaşmak istedim. Sürç'i lisan ettiysem affola...

KROKİ

  

İLETİŞİM

Şemsettin Günaltay cad. No:87 / 11 Suadiye/İSTANBUL 

  • Tel: 0216 380 02 97
  • Email: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
  • Web: www.mcozden.com