GELECEĞIN İK YETKİNLIKLERİ*

Pazar günü olmasına rağmen içinde bir sıkıntı vardı Ahmet Bey’in... Aslında bir süreden beri huzursuzdu. Beş yıldan beri insan kaynakları uzmanı olarak çalıştığı firmasında işler eskisi gibi iyi gitmiyordu. Yaşanan kriz, tüm firmalar gibi Ahmet Bey’in firmasını da etkilemişti.

Son iki yıldır personel almak bir yana, sürekli personel çıkarmışlardı. Son zamanlarda firmanın durumu eski günlerindeki kadar olmasa bile biraz iyileşmişti, ama bu çalışanların durumuna pek yansımamıştı. Personelin iş yükü artmasına rağmen, firma yönetimi yeni personel alımına pek sıcak bakmıyordu. Üstelik iki yıldır firmanın işlerinin kötü gitmesi gerekçesiyle doğru dürüst zam da alamamışlardı. Firmasının krizi bahane ederek çalışanlarının haklarını sürekli gerilettiğini düşünüyordu. Bir insan kaynakları çalışanı olarak izlenen politikanın yanlış olduğunu düşünmesine rağmen sesini bir türlü firma yönetimine iletemiyordu. Kendini giderek daha fazla işlevsiz hissediyordu.

Tüm bunları düşünürken gözü, gazetenin insan kaynakları ekindeki bir ilana ilişti. Tanınmış bir firma İK Yöneticisi arıyordu. Hızla istenen özellikleri inceledi, eğitim ve alan deneyimi istenen şartlara uyuyordu. Gerçi iki yıllık yöneticilik deneyimi aranıyordu ama, diğer nitelikleri inceleyince bu pozisyon için başvurmaya karar verdi. Çünkü ilanda istenen diğer nitelikler ;

  •  Planlama becerileri gelişmiş,
  •  Sistem kurabilen,
  •  Analitik düşünebilen,
  •  Zamanı doğru kullanabilen,
  •  Kararlı ve sonuç alabilen….

olarak belirtilmişti ve tüm bu nitelikleri taşıdığını düşünüyordu. Evet, evet, bu işe başvurmalıydı. Nitelikleri tam da bu işe göreydi.

Ahmet Bey bu pozisyon için başvurdu mu, başvurduysa bile aynı özelliklere sahip diğer adaylar arasından sıyrılıp işe kabul edildi mi ? Orasını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Ahmet Bey eğer çalışma yaşamındaki değişimleri izleyip öne çıkacak yetkinlikler yönünde kendini geliştirmezse bu nitelikleriyle gelecekte işsiz kalacak!

Doktora tezim için yaptığım anket araştırması sonuçlarını alana dek biri bana bu yetkinliklerin gelecekte bu yetkinliklerin günümüzdeki öneminin azalacağını söylese, buna ben de pek fazla bir anlam veremezdim. Ama bunu ben değil, sizler söylüyorsunuz.... Nasıl mı ?

İK Yetkinlikleri Üzerine Bir Araştırma ...

Araştırmamın bir bölümü, İK yetkinlikleri ile ilgili idi. Araştırmaya 83 Peryön üyesi İK çalışanı katıldı. Daha önce literatür taraması sonucunda İK çalışanlarından beklenen yetkinlikleri genel hatları ile belirlemiştim. Sonuçta önüme 28 yetkinlikten oluşan bir menü çıktı. Uyguladığım anketin bir bölümünde, Tablo-1’de yer alan bu menüyü anket katılımcılarının beğenisine sundum ve onlardan bu yetkinliklerden en fazla 10 tanesini seçmelerini istedim. Üstelik bu seçimlerini 5 yıl önce ve günümüz için en önemli olarak gördüklerini, 5 yıl ve 20 yıl sonrası için ise beklentilerini işaretlemeleri suretiyle zaman içerisindeki değişimleri de yansıtacak biçimde yapmalarını rica ettim.

Tablo-1 : Araştırma Kapsamındaki İK Yetkinlikleri

1. İK hukuku (iş mevzuatı) bilgisi 
2. İK fonksiyonları bilgisi 
3. Genel işletmecilik bilgisi 
4. Yabancı dil bilgisi 
5. Organize etme becerileri 
6. Planlama becerileri 
7. Kararverme/ inisiyatif 
8. Kendini tanıma/özgüven 
9. Problem çözme 
10. İletişim becerileri 

 11. Kişilerarası ilişki becerileri 
12. Liderlik 
13. Analitik beceriler 
14. Farklı kültürlerde çalışabilme 
15. Kararlılık, sonuca ulaşma
16. Sürekli öğrenme/kendini geliştirme 
17. Yapı ve sistem kurma
18. Profesyonellik/mesleki etik
19. Bilişim teknolojilerini kullanma 

20. Sezgi / Öngörü becerileri
21. Pazarlık/Müzakere becerileri 
22. Empati / başkalarını anlama 
23. Ekip çalışması ve işbirliği
24. Zaman yönetimi 
25. Yeniliklere açık olma
26. Yaratıcılık 
27. Müşteri odaklı olma
28. Stratejik düşünebilme

Zor bir seçim değil mi? Evet gerçekten öyle. Çünkü tüm bu yetkinliklerin tümü bir şekilde iş yaşamında gerekli olmakta. Zaten bunlar, literatür taraması sonucunda İK çalışanlarında bulunması öngörülen yetkinlikler olarak ortaya çıkmış durumda.Öyleyse neden katılımcıları bunlardan en fazla 10 tanesini işaretlemek zorunda bıraktım?

Belirli bir liste içerisinde öncelik belirleme yollarından biri, “zorunlu seçim yöntemi”dir. Bu yöntemde anket katılımcıları, liste içerisinde en önemli gördüklerini belirli bir sayı sınırı içerisinde seçerler. Böylece en fazla seçilenler, öncelik sıralamasında da üst sıralarda yer alırlar. Aslında anket katılımcılarından seçtikleri yetkinlikler arasında bir sıralama yapmalarını isteyerek daha hassas analizler yapmak mümkün olabilirdi, ancak zaten zor olan seçim işleminden sonra bir de katılımcılardan bunları sıralamasını istemenin onları bir hayli yoracağını düşündüğümden, bundan vazgeçtim. Üstelik bu seçimlerini dört farklı zaman perspektifi içerisinde yapmalarını bekliyordum ve bir de bunları sıralamalarını istemekten açıkçası çekindim. Dahası, bu bölüm, anketin altı bölümünden sadece biriydi!

Anket katılımcılarının seçtikleri yetkinliklerin zaman içerisindeki değişimi gerçekten çok ilginçti: Bazı yetkinlikler belirgin bir şekilde ön plana çıkarken, bazı yetkinlikler de eski önemlerini yitiriyordu. Bu yüzden bu konuda akademik olmayan bu yazıyı hazırlarken, “in’ler – out’lar” tarzında bir ifade kullanmakta sakınca görmedim. Ancak moda olan kavramlara yakıştırılan bu deyimi kullanırken bir noktaya da dikkat çekmek isterim: Burada sözü edilen in-out deyimi, yetkinliklerin “göreli” önemlerine ilişkindir. Diğer bir deyişle, kendi aralarındaki önem sırası değişimlerini göstermektedir. Buradan yola çıkarak, yetkinliklerin “mutlak” önemlerine ilişkin bir sonuca varılamaz. Sözgelimi, planlama becerilerinin gelecekteki göreli öneminin azalması, bu yetkinliğin öneminin mutlak olarak da azalması anlamına gelmeyebilir. Gelecekte bu yetkinliğin önemi günümüzden biraz daha fazla olsa bile, diğer yetkinliklerin çok daha fazla önem kazanması sonucu onlara göre göreli önemi azalmış olabilir.

Dolayısıyla in-out deyimiyle kastımızın yetkinliklerin mutlak önemlerine ilişkin olmadığı ve out olan bir yetkinliğin gelecekte artık gerekmeyeceği şeklinde bir iddianın olmadığı hususları dikkate alınmalıdır. Ayrıca, her ne kadar anket araştırması, 5 yıl önce, mevcut durum, 5 yıl sonra ve 20 yıl sonra olmak üzere dört dönemi kapsıyor ise de, 5 ve 20 yıl sonrası sonuçlarının birbirine yakın olması nedeniyle bu yazıda yetkinliklerin önem derecelerindeki değişimleri üç dönem halinde incelemeyi daha uygun gördüm : Dün, Bugün ve Yarın…

“In’ler”…

Anket sonuçlarına göre ilk 10 yetkinliğe “in” olan yetkinlikler demek yanlış olmaz sanırım. (Ne de olsa “Top 10” listelerine alıştıkJ). Tablo- 2’de dönemler itibariyle ilk 10 yetkinlik sıralanmıştır:

Tablo-2 : Geçmişten Geleceğe “İlk 10” İK Yetkinlikleri *

DÜN

BUGÜN

YARIN

İş Hukuku (İş Mevz.) Bilgisi

İK Fonksiyonları Bilgisi

Yabancı Dil

Organize Etme Becerileri

İş Hukuku (İş Mevz) Bilgisi

Stratejik Düşünebilme

İK Fonksiyonları Bilgisi

Yabancı Dil

Sürekli Öğrenme / Kendini Glş.

İletişim Becerileri

İletişim Becerileri

İletişim Becerileri

Problem Çözme

Sürekli Öğrenme/Kendini Glş.

Farklı Kültürlerle Çalışabilme

Planlama Becerileri

Problem Çözme

Bilişim Teknolojilerini Kullanma

Profesyonellik Mesleki Etik

Ekip Çalışması & İşbirliği

İK Fonksiyonları Bilgisi

Yapı & Sistem Kurma

Yeniliklere Açık Olma

Yaratıcılık

Kişilerarası İlişki Becerileri

Empati/Başkalarını Anlama

Müşteri Odaklı Olma

Sürekli Öğrenme,Kendini Geliştirme

Bilişim Teknolojilerini Kullanma

Genel İşletmecilik Bilgisi

* Yetkinlikler öncelik sırasına göre sütunlarda yer almaktadır. En üstteki yetkinlik 1. sırada, en alttaki yetkinlik 10.sıradadır.

Tablo-2 incelendiğinde aşağıdaki sonuçları görmek mümkündür :

  • Geçmişte en önemli yetkinlik olan iş mevzuatı bilgisi günümüzde de önemini korumakla birlikte gelecekte ilk 10 yetkinlik arasında görülmemektedir
  • Günümüzde en önemli yetkinlik olarak görülen İK fonksiyonları bilgisi, gelecekte ilk 10 arasında 7.sırada kendine yer bulabilmektedir.
  • Geçmişte ilk 10 arasında yer almayan, günümüzde önemli bir yetkinlik olan yabancı dil bilgisi geleceğin en önemli yetkinliği olarak öngörülmektedir
  • İletişim becerileri, geçmişten geleceğe ilk 4 yetkinlik arasında önemini koruyan tek yetkinliktir
  • Yapı ve sitem kurma, Planlama, Organize etme, problem çözme gibi geçmişte önem taşıyan ve günümüzde kısmen de olsa önemini koruyan operasyonel yetkinliklerin yerlerini gelecekte, stratejik düşünebilme, yaratıcılık, müşteri odaklı, farklı kültürlerde çalışabilme gibi organizasyonel yetkinlikler açısından daha stratejik olan yeni yetkinliklere bırakması düşünülmektedir.
  • Sürekli öğrenme ve kendini geliştirme, geçmişten geleceğe önemi giderek artan bir yetkinlik olarak karşımıza çıkmaktadır. 
  • Bilişim teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak bu teknolojiyi kullanabilmek de geleceğin önemli yetkinlikleri arasındadır. 


Daha Dikkatli Bakınca…

Yukarıda ana hatları ile belirtilen bu değişimleri, geleceğin ilk 10 yetkinliği açısından mercek altına almak, sanırım daha yararlı olacaktır:

Yabancı Dil Bilgisi: Küreselleşmenin bir sonucu olarak, dış ticaretin, dış yatırım ve yabancı sermayenin, çok uluslu şirketlerin ve yabancı şirketlerle birleşmenin/ ortak girişimde bulunmanın, işgücü hareketliliğin artması, giderek çalışma ortamlarının daha fazla yabancılık unsuru taşımasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda da yabancı dil, geleceğin en önemli yetkinliği haline gelmektedir. Bugün için bir yabancı dili iyi derecede bilmek yeterli olurken, gelecekte bu da yetersiz kalacaktır. Başta iyi derecede İngilizce olmak üzere, gelişen pazarlarda konuşulan dilleri öğrenmek, İK çalışanları açısından çok önemli bir yetkinlik haline gelecektir.

Stratejik Düşünebilme: İK çalışanları, günümüzdeki operasyonel fonksiyonlarının ötesinde firmalarına katma değer yaratabilmek ve işletmenin stratejik bir partneri olabilmek için bu yetkinliğe sahip olmak zorundadırlar. Firmanın rekabet üstünlüğünün yaratılmasına katkıda bulunabilmek ve organizasyonu stratejik bir bakış açısıyla yönlendirebilmek için İK çalışanlarının operasyonel bakış açısından çok stratejik bir vizyona gereksinimleri vardır.

Sürekli Öğrenme ve Kendini Geliştirme: Bilgi toplumunda en önemli güç, bilgi ve bu bilginin yaratıcısı, taşıyıcısı ve etkin biçimde kullanıcısı olan insan kaynağıdır. Hızlı değişim varolan bilgiyi hızla eskitmektedir. Bu yüzden çalışanların sürekli yeni bilgilerle kendilerini donatmaları gerekmektedir. Sürekli, ya da yaşam boyu öğrenme, kişilerin belirli bir alanda bilgiye sahip olmalarından çok, “öğrenmeyi öğrenme”lerini gerektirmektedir. Geleceğin İK çalışanı sürekli öğrenme ile kendini her zaman geliştirmek zorundadır.

İletişim Becerileri: İşi “insan” olan İK çalışanlarının odak noktasını, yani insanı çok iyi tanıyıp anlaması gerekir ki, bu da iyi iletişim becerilerine sahip olmak anlamına gelmektedir. Geçmişte ve günümüzde de çok önemli olan bu yetkinliğin üzerine sanırım daha fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Farklı Kültürlerde Çalışabilme: Çalışma ortamlarında yabancılık unsurunun artması, yabancı dil yanında, farklı kültürlerdeki insanlarla bir arada çalışabilme yeteneğini de gerektirmektedir. Bu da öncelikle farklı kültürlere uyum yeteneğini, daha sonra farklı düşünce, inanç ve duygulara, anlayışlara saygıyı ifade etmektedir.

Bilişim Teknolojilerini Kullanma: Bilişim teknolojisinin hızla gelişmesi ve giderek daha fazla İK süreçlerinde kullanılıyor olması sonucu, operasyonel işlemlerini hızlı, etkin ve verimli bir biçimde yürütmek , yeni ve stratejik bilginin yaratılmasında kullanmak isteyen her İK çalışanı, bu teknolojiye hakim olmak zorundadır.

İK Fonksiyonları Bilgisi: İster İK bölümleri tarafından yürütülüyor olsun, ister dış kaynaklardan yararlanarak sağlanıyor olsun, İK çalışanları, alet kutusundaki malzemeleri, yani İK fonksiyonları hakkında iyi bir bilgiye sahip olması gerekmektedir. Nasıl ki bir marangoz iyi bir üretim yapmak için kullandığı aletleri iyi tanımak ve kullanım ustalığı elde etme zorundaysa, İK çalışanları da İK süreçlerini çok iyi bilmek ve bu süreçlerdeki teknikleri çok iyi kullanmak zorundadır.

Yaratıcılık: Bilginin sürekli arttığı ve kolayca paylaşılabildiği bir çalışma ortamında fark yaratarak rakiplerden bir adım öne geçmek, ancak yaratıcılığa sahip çalışanlarla mümkündür. İK çalışanları da hem firmalarına farklılık katmak, hem de meslektaşlarından bir adım önde olmak için bu yetkinliğe sahip olmak zorundadır.

Müşteri Odaklı Olma: Firmalar, ürettiklerine talep geldikçe ayakta kalabilirler. Artan rekabet ortamında müşterinin istek ve beklentilerine hızlı ve tam karşılık verebilen firmalar, rekabette bir adım öne geçmektedir. Firmalar artık organizasyonun tepesine müşteriyi oturtmuş durumdalar… Ancak bu konudaki başarı, tüm firma çalışanlarının müşteri odaklı bir bakış açısına sahip olması ile mümkündür ki çalışanlarda böyle bir bakış açısının yaratılması, İK’nın sorumluluğu altındadır. Ancak bunun için öncelikle İK çalışanlarının müşteri odaklı bir bakış açısına sahip olmaları ve bunu tüm İK süreçlerine yansıtmaları gerekmektedir.

Genel İşletmecilik Bilgisi:
İK çalışanlarının firmalarına katma değer yaratabilmesi ve işletmenin stratejik ortağı olarak kabul edilebilmesi için İK çalışanlarının yalnızca “insan”ı ve “İK fonksiyonları”nı bilmeleri yetmez, ayrıca işletmenin “iş”ini de bilmek zorundadır. Sözgelimi bir üretim işletmesinde İK çalışanı üretimin nasıl planlandığını ve yapıldığını, müşterilerinin ve rakiplerinin kimler olduğunu, hangi pazarlara nasıl ulaşıldığını, firmanın finansal yapısını, maliyet unsurlarını vb. işletmenin tüm ana fonksiyonlarını bilmek zorundadır. Aksi taktirde İK süreçlerini bu fonksiyonların etkinliğini artırmak yönünde tasarlayamaz.

Dikkat edilirse yukarıda belirtilen yetkinlikler, sadece İK çalışanlarına özgü değildir. Aslında bu yetkinlikler, “geleceğin iş insanı”nı tanımlamaktadır. Sözgelimi “İK fonksiyonları bilgisi” yerine, “Pazarlama fonksiyonları bilgisi”ni koyarsak, bu sefer geleceğin pazarlama yetkinliklerini tanımlamış oluruz!... Görüldüğü üzere söz konusu yetkinlikler, geleceğin iş insanının hızla kariyer değiştirmesine olanak vermektedir. Nitekim gelecekte meslekler arasındaki bugünkü sınırların da giderek silikleşeceğini ve bir anlamda “joker” çalışanların olmasını öngörmek, çok da hayalperest bir yaklaşım olmayacaktır.

Ve “Out’lar”…

Anket sonuçlarına göre son 10 yetkinliğe de “out” olan yetkinlikler dedik… Tabii burada bu yetkinliklerin tamamen “out” olmadıklarını, sadece diğer yetkinliklere göre önem sıralarının düştüğünü tekrar hatırlatmak isterim .Tablo- 3’de dönemler itibariyle son 10 yetkinlik sıralanmıştır :

Tablo-3 : Geçmişten Geleceğe “Son 10” İK Yetkinlikleri* :

DÜN

BUGÜN

YARIN

Kararlılık, Sonuca Ulaşma

Kişilerarası İlişki Becerileri

Karar verme / İnisiyatif

Zaman Yönetimi

Yaratıcılık

Planlama Becerileri

Müşteri Odaklı Olma

Farklı Kültürlerle Çalışabilme

Kişilerarası İlişki Becerileri

Stratejik Düşünebilme

Profesyonellik Mesleki Etik

Yapı & Sistem Kurma

Kendimi Tanıma / Özgüven

Analitik Beceriler

Kendini Tanıma / Özgüven

Analitik Beceriler

Zaman Yönetimi

Analitik Beceriler

Sezgi / Öngörü Becerileri

Pazarlık / Müzakere Becerileri

Pazarlama / Müzakere Becerileri

Liderlik

Kendini Tanıma / Özgüven

Sezgi / Öngörü Becerleri

Yaratıcılık

Kararlılık, Sonuca Ulaşma

Zaman Yönetimi

Farklı Kültürlerle Çalışabilme

Sezgi / Öngörü Becerileri

Kararlılık, Sonuca Ulaşma

* Yetkinlikler öncelik sırasına göre sütunlarda yer almaktadır. En üstteki yetkinlik 19. sırada, en alttaki yetkinlik 28. sıradadır.

Tablo-3 incelendiğinde aşağıdaki sonuçları görmek mümkündür :

 · Gelecekte ilk onda yer alması öngörülen müşteri odaklı olma, stratejik düşünebilme, yaratıcılık ve farklı kültürlerde çalışabilme yetkinliklerinin, geçmişte son 10 içerisinde yer alması, geçmişten geleceğe İK yetkinliklerindeki değişimlerin büyüklüğünü çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.

 · Bir zamanların en önemli kavramı olan ve günümüzde de İK uygulamalarına yansıyan  “amaçlara göre yönetim” yada “hedeflerle yönetim”in temel yetkinliği olan “kararlılık, sonuca ulaşma”nın gelecekte çok büyük değer kaybetmesi öngörülmektedir.

 · Gelecekte son 10 yetkinlik arasında yer alan yetkinliklerin çok büyük bölümünün operasyonel nitelikte oldukları açıktır. 

 · Geçmişte orta sıralarda yer alan “profesyonellik/mesleki” etik yetkinliği günümüzde ne yazık ki son 10 yetkinlik arasında görülmektedir. Toplum ve iş yaşamındaki “değer erozyonu”ndan kaynaklandığı düşünülen bu durum, neyse ki gelecekte bu yetkinliğin öneminin artması yönünde değişmektedir.

Aslında tablo ortada… Bu konuda daha çok şey söylenebilir ve “dip 10”daki yetkinlikler de mercek altına alınabilir. Ama odak noktamız, geride kalan yerine, öne çıkan yetkinlikler olduğu için, bu konuda yukarıda yapmış olduğum yorumlarla yetiniyorum.

Sonuç Olarak…

Tarihsel süreç içerisinde İK yetkinliklerindeki değişim aslında zincirleme etkilerin İK alanına yansımasından başka bir şey değil… Küreselleşmenin, bilim ve teknolojideki gelişmelerin, hızlı değişim, kriz ve artan rekabet olgularının; küresel ölçekte demografik ve kültürel değişimlerin ve artan çevre sorunlarının; organizasyonel yapılara ve çalışma yaşamına etkileri, bunlardaki değişimlerin ise İK süreçlerini ve önceliklerini değiştirmesi, İK çalışanlarından beklenen yetkinliklerin de değişmesine neden oluyor.

Her ne kadar bu yazıda in-out gibi deyimlerle bu değişimleri yansıtmaya çalıştıysam da amacım sadece bu değişim olgusuna meslektaşlarımın dikkatlerini çekmekten ibaret… Günümüzdeki “kişisel gelişim” türündeki eğitim programlarının büyük çoğunluğu, gelecekte önem sırası düşecek olan yetkinlikleri geliştirmeye odaklanmış durumda.... Kuşkusuz bu yetkinlikler gelecekte de bir öneme sahip olacaktır, ancak odak noktasını hem kendimiz, hem çalışanlarımız için geleceğin yetkinliklerine çevirmek durumundayız… Çünkü ancak bu şekilde hem kendimizi birey olarak, hem de firmamızı organizasyon olarak artan rekabet ortamında ayakta tutabiliriz.

Benzer nitelikteki araştırmaların daha çok yapılması en büyük dileğim, tabii paylaşılması da… Böylece kendimizi geleceğe daha iyi hazırlayabiliriz… Sizlerden aldığım bilgileri, yine sizlerle paylaşmaktan son derece mutlu olduğumu belirtmek isterim. Anketime katılan meslektaşlarıma, bir kez de bu sayfadan teşekkür etmeyi borç bilirim. Ve unutmayalım : Paylaşıldıkça artan ender değerlerden biridir bilgi…  Yeni bilgi üretimlerinde buluşmak ve paylaşmak dileğiyle...

* Bu yazı Peryön Dergisi Kış 2004 10. Sayısınısının 52-58. sayfalarında yayınlanmıştır.

KROKİ

  

İLETİŞİM

Şemsettin Günaltay cad. No:87 / 11 Suadiye/İSTANBUL 

  • Tel: 0216 380 02 97
  • Email: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
  • Web: www.mcozden.com